Kafkasya'nın Yüzleri


Authors: Ramazan Korkmaz, Levent Küçük, Alp Can, Gürkan Doğan

Editor: None

Language(s): Turkish

Publication Date: 2025

ISBN: 978-625-00-2896-4

Volume: 203 pages

Dimensions (cm): 25.8 × 29.7 × 2.1

Publisher: Orhun Vakfı

Print house: Öztunç Matbaası, Ankara

Availability: Orhun Vakfı Yayınları

Takvimler 26 Temmuz 2013 gösteriyordu, üniversitedeki odamda çalışırken telefonum çaldı. Arayan 30 yıllık dostum Gürkan idi. Bir süredir Ardahan Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Sesinde bir heyecan olduğunu ilk saniyede fark ettim. Hal-hatır sormadan sonra bunca yıllık dostluğa güvenerek olsa gerek “senden bir şey isteyeceğim ama reddetmek yok!” dedi. Ve kısaca şöyle açıkladı isteğini. “İlk uçakla seni Ardahan’da konuk edeceğiz, biz bir grup sosyal bilimci olarak Kafkasya coğrafyasında yüz yaşını geçmiş yüz kişinin yaşamlarını derlemek istiyoruz, bunun için senden yardım istiyoruz. Bu gezilere bizimle katılıp bu unutulmuş insanların fotoğraflarını çeker misin?” “Hocam, ne süreyle, hangi bölge ve ülkelerden söz ediyorsunuz?” demeye kalmadan “Kuzey ve Güney Kafkasya’daki altı ülke ve bir sürü özerk bölge” deyiverdi. Kuşkusuz, böyle bir teklifi reddetmem mümkün değildi. “Hemen geliyorum!” yanıtını verip telefonu kapattıktan sonra bir süre düşündüm. Önümüzde uzun bir yaz dönemi vardı. Eşimi arayıp “izninle, ben “Doğu’ya” gidiyorum, en az bir hafta on gün yokum” dedim.


Üç gün sonra Ankara-Kars uçağıyla Kars Havalimanındaydım. Çocukluğumun silik anılarını saymazsak ilk kez geliyordum Kars’a. Beni hemen bir resmi araba iki saatlik bir yolculukla Ardahan’a getirdi. Sevgili dostum şehir merkezindeki geçici Rektörlük Binasındaki mütevazı odasında karşıladı beni. Hasret giderdikten sonra Rektör Ramazan Hoca ile tanıştık. Türk Dili ve Edebiyatı profesörü olan Ramazan Hoca söz konusu proje hakkında çok heyecanlı gözüküyordu. Ekipteki diğer arkadaşımız Levent Küçük ile de aynı gün tanıştım; o da aynı üniversitenin tarih bölümü öğretim üyesiydi. Ve projeye katılmam ertesi gün (30 Temmuz 2013) yaptığımız beş “yüzün” evini ziyaretle başladı.


Benim saha çalışmalarına katkım 2013-2014 yıllarında olmak üzere yaklaşık iki yıl sürdü. Bu süreçte seksen kişiyi ziyaret ettik. Benim katılamadığım ziyaretlerde fotoğrafları Gürkan çekti. İki yıl süresince kabaca 26.000 km yol kat etmiş; arşivimizde toplam 32.000 fotoğraf birikmişti. Altı ülke, onlarca kent, ilçe ve köy ziyaret etmiş, derlediğimiz kişilerin dışında ayrı zamanlarda ekibe katılan on-on iki kişiyle tanışmıştım. Ziyaret ettiğimiz evlerde karşılaştığımız çok mütevazı ama içten konukseverliğin yanı sıra tehlikeli kara yolculukları, gümrük kapılarında gecelemeler, değişken hava ve yol koşulları, ilkel konaklama yerlerinde fotoğraf ve film malzemelerimizin taşınması ve güvenliğinin sağlanması konusunda aldığımız önlemler unutulmaz anılar bıraktı bizlerde. Kendime şunu söylerim hep “bu projede kaydedilenler bir gün hak ettiği yeri bulamasa bile, yaşanılanların bıraktığı izlenimler zihnimden hiçbir zaman silinmeyecek!”


Ülkemizin hızla değişen koşulları maalesef proje yürütmedeki beceri ve heyecanımızı sonrasına taşımada pek yeterli olamadı ve “her şey zamanını bekler” tesellisi içinde ziyaretlerimizin üzerinden on yıl kadar geçti. Tam “bu iş olmayacak galiba” derken Ramazan Hoca’nın girişimleri ve ekibin proje sonuçlarını derleyip toparlamasıyla üç-dört ay gibi bir sürede elinizdeki bu kitap ortaya çıkıverdi.


Şu anda bir kitap veya projenin en güzel anındayım. Çünkü bu satırları yıllar boyu uğraş verdiğim bir projenin bittiği anda yazıyorum. Gelenektir ya, bir sunuş yazarsınız, geriye dönüp nasıl ve nerede başladı, nasıl bitti diye bir özet yaparsınız. İşte bu yüzden en mutlu, en ferah zamandayım. Hayata bir proje daha armağan ettiğimiz duygusunu yaşadığım için mutluyum.


Bizler bu kitapta kendi anılarımıza yer vermedik. Amacımız 'Kafkasya'nın Yüzleri'ni ve onların bir dönemki yaşamlarını sizlere tanıtmaktı. Bunun yanı sıra çocuklarla da çok yakındık. Büyük dede ve ninelerinin yanında yer aldılar hep. Kimi zaman saklandılar, kimi zaman sessizce objektiflerimize yakalandılar. O nedenle bu proje bir yanıyla "Kafkasya'nın Çocukları" projesi de oldu.


İlk günden son güne kadar, bu projeye bir “sanat atölyesi” olarak bakmaya çalıştım. Fotoğrafların o kişileri yansıtan en iyileri olmasına özen gösterdim. Kimi zaman zor ışık koşullarında çekilen fotoğraflar üzerinde ileri düzeltmeler yapmam gerekti. Bunu zevkle ve o heyecanlı anlara olan özlemimle yaptım. Ekip olarak başarabildiysek ne mutlu bize.


Kafkasya'nın Yüzleri'ne olan derin şükranlarımızla ve gelecek kuşaklara kalması dileklerimizle…


Alp Can

1 Ağustos 2024/Ankara



Benim İçin Sanat Atölyesiydi!


Okuyucu Görüşleri


Sevgili Alp,

Her zaman özel, özenli, enerjik ve sıradışı emeklere imza atmışsındır. "Kafkasya'nın Yüzleri" listenin başına geçmiş, tüm ekibi emek verenleri kutluyoum. İnsanda değişik duygular uyandıran, düşündüren, bazı hayat akışında ihmal ettiğimiz veya unuttuğumuz naif duyguları ortaya çıkaran bir eser olmuş. İnsan hem fotoğraflardan hem de sohbetlerden çok keyif alıyor. Herkese önereceğim bir başucu arkadaşı gibi her an her yerde açıp birkaç sayfa o özel kişlerin yaşamlarına girme fırsatı veriyor.

Tüm ekibi kutluyor ve kitabınızı herkese öneriyorum...

Sevgiler

Prof. Dr. Esra Erdemli